kirazmatinesi, kiraz, matinesi, matine, dilara kirazoglu, destina kirazoglu, dilara, destina, kirazoglu, kisiselblog, kisisel blog, blog, yasam, kitap

İletişim için | info@kirazmatinesi.com

Zaman Yolculuğu

Destina Kirazoğlu | 28 Şubat 2021

zaman-yolculugu

Merhaba arkadaşlar bugün motivasyonumuzu artırmak, gülmek, eğlenmek, hayal etmek için gelecekten sizleri selamlıyoruz.

„Bir cumartesi günüydü. Sabah kalktım kahvaltı ettim. Odamı topladım vs vs.“

Hayat akışının ne kadar sıkıcı olduğunun farkındasınız dimi? Ee Hadi o zaman bizimle biraz daha farklı bir gün yaşamaya ne dersiniz?

İlk baş 5n1k yapalım.

  • „Ne?“: İki kız kardeşin gözünden bir cumartesi
  • „Ne zaman?“: 2022’de bir gün
  • „Nerede?“: Füssen / ALMANYA
  • „Nasıl?“: Eğlenceli, huzurlu
  • „Neden?“: İlham olmak için
  • „Kim?“: Dilara / Destina

 

Destina:

Bir cumartesi günüydü. Sabah dışarıdan gelen kuş sesleriyle gözlerimi açtım demek isterdim ama gene çılgınlığı tutmuş bir Diloş’un üzerime atlayıp bağıra bağıra şarkı söylemesiyle (muhtemelen o şarkıyı kendisi uydurdu) uyandım. Odamın perdesini açmamla içeri giren güneş, bugün havanın ne kadar güzel olduğunu kanıtlar nitelikteydi. Bu yüzden bugünü iyi değerlendirmeye karar verdim. Ablamla birlikte son ses müzik eşliğinde ve dans ederek kahvaltı hazırladık. Güzel havanın tadını çıkarmak için kahvaltıyı terasta yaptık. Diloş kahvaltı ederken bana ilginç bulduğu gazete manşetlerini okuyordu. (Klasik Alman).

Kahvaltıdan sonra kendimle biraz baş başa zaman geçirmek istediğim için kendime yürüyüş rotası oluşturdum. Yürüyüş rotam kısa ve tatmin edici olmalıydı. Bu yüzden Romantik Yol (romantische Straße)‘dan gitmeye karar verdim. Zaman kaybetmeden giyinip evden çıktım. Sokaklar bugün hafta sonu olduğu için boştu. Tabi yürürken tonton yaşlı komşularla yolda karşılaşınca merhabalaştık. (Almanya’da deli gibi spor yapan yaşlı insanları görmek mümkün) Yürüyüş yapmak o kadar iyi gelmişti ki… O ıslak toprak kokusu (dün gece yağmur yağdı), cıvıldaşan kuş sesleri, taze oksijen…  Üzerime tatlı bir yorgunluk çökmeye başlamıştı bu yüzden eve dönmeye karar verdim. Çarşıdan geçerken „ Hmm acaba bir dilim pasta mı alsam? “ diye düşünürken kendimi en sevdiğim fırında buldum. Tam istediğim pastayı alırken sabırsızca çalan telefonum, sözlerimi böldü. Tabii ki arayan Diloştu. Berlin’den gelecek arkadaşımızı tren garında karşılamamız gerektiğini söylüyordu. Bekle bir saniye?! Berlin? Arkadaşımız? Kahretsin… Ben bunu nasıl unutabilirdim? Hemen koştura koştura ablamla buluşma noktamız olan tren garına gittim. Allahtan tren biraz gecikme yapmıştı da yoksa arkadaşımızın dilinden bir on sene çekeceğimiz vardı.

Trenden indiğinde kendimizi tutamayıp üstüne atladık. Birbirimizi bayağı özlemişiz. Eve dönüş yolunda Diloşla ikisi yine kendilerini tutamayıp eskisi gibi birbirine sataşmaya başladılar. Yani anlayacağınız dakika bir gol bir… Kahkahalarımız sokakta yankılanıyordu. Çocuklar gibi neşeli ve şendik.

Eve geldiğimizde hava nerdeyse kararıyordu. Eski günlerdeki gibi üçümüz hem muhabbet ederek hem de birbirimize sataşarak yemek yapıyorduk. Kendimizi övünmek gibi olmasın ama; bu üçlü eğer bir yemek yapıyorsa emin olun o yemek muhteşem olmuştur. Yemeklerimizi alıp terasa geçtik. Teras manzarası eşliğinde bol muhabbetli bir akşamdı.

Bugünün hiç bitmemesini diledim.

 

Dilara:

Gözlerimi araladım. Her yer karanlıktı. Bir an lanet olsun bu da mı gelecekti başımıza bugün cumartesi ve yine mi yağmurlu diye geçirirken perdeyi aralamamla güneş ışıklarının Alp Dağlarının arasından ilk ışımasını gördüm. Kalk Diloş bu hava kaçırılmaz göl kenarında hızlı bir yürüyüş yapalım. Kulaklıklarımı aldım ve kendimi yolun akışına bilinçdışı şekilde bıraktım. Ne kadar çok şey değişmişti hayatımızda. Cesaretle attığımız ilk adımdan sonra Almanya’ya yerleşirken yaşadığımız zorlukları düşündüm. Gülümsedim. Geçmişti geride kalmıştı her şey.

Geçen sevgili komşularımızı da selamladıktan sonra izlemeye devam ettim. Renklerin tadını çıkardım. Yeşilin, açan çiçeklerin, dağlardaki geçişlerin… Derin nefes aldım ve dönerken birkaç küçük ekmek almaya karar verdim. Destina için de bir kruvasan almalı mıydım? O kadar pilates yapıyor yemese daha iyi gibi sanki.

Koşar adımlarla eve giderken şarkı söylüyordum bile. Güneş enerjisi ile kanım kaynamıştı. Destina’nın yatağına atlayıp, ‘Hadi ablacım 100 günde bir olan Güneşin tadını çıkarmalıyız’ deyip koşar adımlarla merdivenleri üçer beşer atlayarak mutfağa gittim. Kahve makinesine iki bardak… Kahveler tamamdır. Gazetemiz de nerede? Bakalım aa bu tatil rotasyonuna bayıldım. ‘Destoş hadi haftaya gidelim.‘ deyip Google’da anında otel aramaya başladık bile.

Kitabımı alıp hemen güneşin altında devam. Bacağım uyuşmuş. Bir saniye saat 2 mi olmuş?

Koş koş arkadaşımız Berlin’den geliyor. Onu tren garında karşılamalıyız. (Almanya’da olan gelişmiş tren ağı sayesinde her yere kolaylıkla ulaşım sağlamanız mümkün) Sonra da güzel yemeklerimizi yiyip iyi bir şarap içeceğiz. Ortak konu hafta içinin güzelliği. Hobilerimiz, rahatlığımız. Tamam Diloş 7’de kalkıyorsun ama 4’ü çeyrek geçe de işin tamamen bitiyor. O kadar çok şeye vaktimiz varmış ki. Tekrar hatırlayıp gülüyorum eski zamanı. Saat 8’de eve koşturarak gelişim. Asla yemek yerken yaşadığım enerjisizlik durumu. İşsizlik korkusu. Zormuş deyip gülümsüyoruz.

Yürüyerek eve geldik ve biraz daha terasın tadını çıkardık. Güzel bir akşamdı.  

Sevgilerimizle,

Destina Kirazoğlu

Dilara Kirazoğlu

Yorumlarınız bizi mutlu eder, siz akşam yemeğimize nasıl katılmak istersiniz?

 

 

 

1 yorum

zaman-yolculugu

TURGUT ARSLAN

21 Ocak 2021 - 12:41

Selam Arkadaşlar, Avrupada en sevdiğim insan popülasyonunun dağılmış olması. Yani 16 milyon insan bir şehirde yaşamıyor:) Bu nedenle de yaşam alanları, doğa, hayat daha bir farklı oralarda. Türkiye de tabi ki çok güzel ancak insan arada şöööyle bir havasını alıp gelmek istemiyor değil:) Benim epeydir felsefem “yemek yemek için hak etmek gerek”. Bir yemek yiyeceksem, bir de yanında bişeyler içeceksem bunlar hep kalori:) Önce koşalım şöyle bir 15/20 KM sonra güzel bir akşam yemeği hak edilir:) Hele bir de koşacağın şehir böyle düzenli, tertipli ve seni cezbediyorsa daha ne ister insan. Spor, zindelik ve sonunda hayatın tadı bir başka oluyor. Hele bir de bu yaşadığın güzellikleri paylaşacağım eşin, dostun, kardeşin, arkadaşın yanındaysa daha ne olsun... Sevgiler...

Bir yorum yazın